21 Şubat 2010 Pazar

Lone Scherfig - An Education

Cumartesiyi sakin geçirdim. Lodos olduğundan evde dinlendim, Sade dinledim... Akşam yürüyüşe çıktım ve biraz alışveriş yaptım.



Pazar, cumartesinden belliydi. An Education filmi gösterimdeydi, dışarıda olacaktım, izleyebilirdim. İzledim de...



Hürriyet Keyf!'te okduğum saçma yazısına da çok güldüm, sevgili Ömür Gedik'in...

An Education, saçma sapan Türkçe adı ile Aşk Dersi, çok keyifli bir filmdi. Capitol'un küçük salonlarından birinde, sadece filmi izlemeye meraklı seyirci ile filmi izledik. Bu da uzun süredir yaşayamadığım bir deneyimdi.



Öncelikle her ergen genç kıza bu filmi izlemelerini öneririm. Korkmayın, sizi TV malları gibi eğitip, aşk öğretmeyecek. Doğruları gösterek, bunu da cinsellikten uzakta, BBC desteği ile yapacak...



Daha önce Jenny'nin gibi atkım var demiştim... Meğer o okulun resmi kıyafetymiş. Ki benim de ona benzer renklerde, minimalist tasarımlı bir atkım var. Neyse...



Jenny'yi oynayan Carey Mulligan açılıştaki "title"da sonlarda yer alsa da, film onun üzerine kurulu. Oyunculuğu çok iyi. Ama öyle ahım şahım bir şey de değil. Mesela geçen yıl Kate kısa görünüyordu filmde ama çıplaktı, sevişiyordu ve okuma, yazma bilmeyen birinin statik halini, çok, çok iyi yansıtıyordu. Daha öncesinden de, birden çok kez Oscar adaylığı vardı. Bu yıl, Meryl'den daha iyi diyebilirim ama Jenny, o kaküllü saçları ile bana hep Tom Cruise'un karısını anımsattı. Downson's Greek zmanlarını... Genç kız zaten, genç bir kızı oynuyor. Kolay bürünebileceği bir durum demek istediğim. Meryl ise yaşlı bir kadın, o da yaşlı bir kadını oynuyor ama o mimik ve beden dilini iyi yansıtıyor. O da çok iyi değil, mesela Doubt'taki kadar iyi değil bence. Neyse... Sandra'yı çok merak ediyorum!



Peter, Brat ve Angelina ikilisi gibi, Maggie Gyllanhaal ile bu yıl iyi bir iş çıkardılar, biri Oscar adayı, diğerinin de filmi, En iyi Film adayı. Adi (i, yumuşak i) bir insanı, o masum iyi niyetli ifadesi ile çok iyi oynuyor. Arkadaşları ve o aptal sarışın kızın ezberletilmiş misali, akıldan yoksun diyaloglarına hem acıdım, hem güldüm.



Madonna'dan öğrendiğim bir şey var ki, çok doğru; Hayat bir muamma, sen ne olursa olsun tek başına ayaklarının üzerinde kalmasını bilmelisin. Her ergen gencin, olmak istediği hayalleri o kadar baskın gelir ki 16-17 yaşlarında, bunu da ateşleyen biri olursa; çok kolay yoldan çıkabilir. Ve çok kolay da yem olabilir...



Jenny'de, (şimdi aklıma geldi Thirteen filmine benziyor biraz) aşk olup, planını değiştiriyor. Kendisi kendisini kurtaramazsa, ona bakacak iyi, paralı bir erkek onu kurtarabilir mantığıyla ailesi de bu duruma ses etmiyor. Alfred Molina, bence Dr. Octo rolünden daha başarı değil. Kapı önündeki monoloğu ile son parıltısını yansıtıyor



Bu yıl en çok merak ettiğim filmlerden biri idi An Education. Posterindeki o müthiş resimden ve daha fazlasını vaat etmiyor ama fena da değil. En iyi Film seçilemeyecek; ama ilk üç Kadın oyuncu favorisi kesin olacak. Hatta Meryl ile yarı yarıya yarışacak.



Senaryo adaylığı ise zayıf, bu adaylığı maalesef Up in the Air alacak.



Kısaca filmi izledim, başkalarını dediğine, yazdığına kulak asmadım; ki benim dediğime de asmayın, gidin izleyin. Mutlak bir sinema izleyicisini anlayacağı ve beğenebileceği, nitelikli bir film. Kim bilir belki "Aşk Dersi" de çıkartırsınız, belki de "point of view"nizi değiştirirsiniz...

Blade Runner 2049

yazıyı buraya yazma: 14 Mayıs 2018. / son düzeltme: 29 Mayıs 2018. Uyarı: -- Yazı sonunda küfür var. -- Sürpriz bozucu detay, sanırım yo...