20 Ocak 2010 Çarşamba

Salı...

Bugün yemekte ciğer sote (dana ciğeri; ki tavuk ciğerinden başka ciğer yemem.) ve soya soslu makarna (çok yağlı olduğunu daha önce yazmıştım.) beğenemeyip, sucuklu pide istedik. o da gözleme misali kapalı pide şeklinde geldi. güzel de değildi... yemek yediğimiz yeri değiştirdik sanırım, yarın bakalım yeni yemekler ne olacak...

2010 Grammy adayları albümünü dinliyorum da, iç açıcı bir şeyle yok... Çok az dikkat çekici şarkı var gene...

Sinemaya gelince, film kültürü geniş olmayan biri gidip Avatar'ı izleyebilir ve hayatının filmi seçebilir. Çok normal.
Çünkü cidden daha önce çeşitli yelpazede film izlememiş biri için tam isabet, ortaya her şeyden karışık film elbette en iyisi olacaktır. Hepsinden bir tat sonuçta...

Titanik için olsa tamam. Ki o hikayeyi alıp; bize yaşatıp, bizle üzüp, bizle yeni umutlara taşımıştı. 7 yıl sonra TV'de izlediysem de hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum... Hakiketen de efektler mükemmeldi. Gemiin pervane kısmından, ön tarafa düşen insanları hatırlayın... Zaten 11 Oscar aldı. Ben-Hur'dan yıllar yıllar sonra.

Ama Avatar bu senin EN İYİ FİLMİ kesinlikle değil benim için. Kesinlikle.

Bu yüzden 10 adaylığı olacak OSCAR için merakla aday listesini bekliyorum. Cidden, 10 aday yaptılar da bu film kıtlığında paçayı kurtardılar.
Çünkü 10 aday sayesinde bol bol haber, magazin olacak. Şu film olmalı, bu olmalı, vesaire gibisinden... 
Kazanan tabii ki film endrüstrisi olsun, olsun da bunu çizgiyi düşürerek değil, şahane filmler yaparak olsun.

UP filmi de bu istifaden yararlanıp, Güzel ve Çirkin'den sonra umarım En iyi Film adayı olur.

Gene fırsattan yararlanıp belki de -izlemedim henüz- En iyi Film adayı olabilir Tarantino...

Meryl bu gidişle -başka bir süpriz olmazsa- Julia & Julie deki performansı ile 3. Oscar ödülünü alacak herhalde. Sonra gelsin magazin, vesaire...

Up in the Air içinde en iyi yönetmen adaylığı olabilir diyeyim. Avatar'ın ikinci yarısında da olan kameranın zum yaparak yakınlaşma tekniği, Up in the Air'da da var. İkinci kısım, düğün kısmı vesairesinde. Bu bana çok basit geliyor. Elinizdeki kamera ile ileri geri zum yapar gibi, izlediğiniz karaden sizi kendinize getiriyor, o andaki görüntünün büyüsünü bozuyor benim için. Filmin bütünlüğünü de bozuyor... Film boyunca kıpırdamadan izlediğiniz görüntüler, yer yer kıpırdayınca, sanki o ana odaklanmanızı, o anı daha çok hatırlamanızı ister gibi geliyor bana. Star Wars'ta da ormanda kovalama sahnesi var, ama Avatarda'ki ileri geri şeklinde değil. Bu yıl Avatar sadece efekt kategorilerini alsın yeter. Aşk hikayesi vesaire, çok bilindik, müzikleri ve şarkısı da ortalama... Gerisi, diğer filmlerin olsun... Beni benimle bırak şarkısıydı di mi...

Blade Runner 2049

yazıyı buraya yazma: 14 Mayıs 2018. / son düzeltme: 29 Mayıs 2018. Uyarı: -- Yazı sonunda küfür var. -- Sürpriz bozucu detay, sanırım yo...