29 Ağustos 2009 Cumartesi

Nanni Moretti - The Son's Room

Oldukça övülmüş, vs içerikli bir filmmiş diye alıp izledim ve hiç beğenmedim. Film ilk baştanberi sonun ne zaman geleceğini, yani kazanın olup, adamın evladını kaybetmesini bekletir hale getiriyor. Tip itibari ile aklıma hep Yaprak Dökümü'ndeki kahveci Ahmet Bey geldi. Filmin ilk %30 geçtikten sonra, 4 kişilik aile 3 kişi kalıyor ve depresyona giriyor. Bu uzun bir süre devam ediyor... Hala devam ediyor ki siz d esıkıntıdan depresyona giriyorsunuz; ne zaman bitecek bu film, ne saçma konu, hep dönüp dolaşıp aynı şeyi söylüyor diye...

Biri kaybetmek, çok sevdiğiniz biri mesela; insan bu kadar üzülür mü? Şahsen ben bu kadar yıkılmam. Şu an fikrim bu. Ama 1 saat aynı konuyu işleyen bu film yerinine, "Brokeback Mountain"da kısa bir sahne, kaybedilen kişinin ne kadar önem taşıdığını, sizi vurarak, yıkarak çok güzel anlatıyor.
Hem her aile böyle salya sümük, bir birine bağlı değil. Altın Palmiye almış ama bana hitap etmedi. 2 yıldız.

Blade Runner 2049

yazıyı buraya yazma: 14 Mayıs 2018. / son düzeltme: 29 Mayıs 2018. Uyarı: -- Yazı sonunda küfür var. -- Sürpriz bozucu detay, sanırım yo...